islamikra


İslami Eğitim ve Haber Sitesi

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Fi zilali’l-Kur’an ( Seyyid Kutub)

Tarih: 17:44, 3/1/2008

“İnsanların özgürlüğü, saygınlığı haysiyeti, mülkü sadece Allah’ın kefalet ve hükmü altında olduğu bir toplum…Kimsenin zan ile tutuklanmadığı, kimsenin evinin duvarına tırmanılmadığı, kimsenin kimseye tecessüs edemediği, kimsenin kanının heder olmadığı, işlenen suçun misliyle ödettirildiği bit toplum… Her ferdin bütün hukukunun sadece yargıcın iradesine, akrabasının arzusuna, yakınının himayesine değil, Allah’ın şeriatının hükmüne bağlı olduğu bir toplum…Eşitlik ile kesin adalet temelleri üzerine oturduğu gibi, şûrâ, yardımlaşma ve nasihat temelleri üzerine kurulan bir toplum…

Nihayet insan toplumları arasında, insanın insana boyun eğmediği bir toplum...Orada hâkim ve mahkûm, idareci ve halk bütün insanlar, sadece Allah’a ve Onun şeriatına boyun eğerler.. Onlar; ister yöneten olsun ister yönetilen; yalnız ve yalnız Allah’ın ve Dininin hükümlerine göre hareket ederler. Hakimler hakimi olan alemlerin Rabbı Cenab-ı Allah’ın huzurunda; gönül huzuru, kalb sükûneti ve bağlılık içerisinde eşit olarak ayakta dururlar.

    Seyyid Kutub

    ( Fi zilali’l-Kur’an – el-Bakara Suresi, 204-207. ayetlerin tefsirinden)   


Zindan Hatıraları

Tarih: 16:40, 3/1/2008

Zeynep Gazali / Madve Yayınları

 

İslam sadece mensup olmak değil, uymak ve gereğini yerine getirmektir diyen Zeyneb Gazali’yi geçtiğimiz günlerde Hakkın Rahmeti’ne uğurladık. Bu vesileyle İslam sancağının sadece erkeklerin değil, hanımlarında omuzlarında nesilden nesile aktarıldığına örnek olan Zeyneb Gazali’yi kalbinde zerre kadar iman ve hayır taşıyan herkese armağan ettiği “Zindan Hatıraları” adlı kitabıyla yeniden anmak, O’nun yaşadıklarıyla bugün dünyanın birçok yerinde, zindanlarda işkence ve zulmün insan aklına zarar verecek şekillerine uğrayan yüzlerce isimsiz Zeyneb’leri, Fatma’ları, Ayşe’leri hatırlamak istedik.

Zeyneb Gazali kendisini Mısır Zindanları’na taşıyan süreci kısaca anlatarak kitabına başlıyor.

Gazali 1937 yılında Müslüman Kadınlar Birliğini kurduktan kısa bir süre sonra Şehid Hasan el-Benna ile ilk görüşmesini yapar. O günlerde Hasan el-Benna Müslüman kadınlar içinde bir birim oluşturma gayretindedir. Müslümanların saflarını birleştirmeleri ve işbirliği yapmaları amacıyla Müslüman Kadınlar Birimi’nin başkanlığını Zeyneb Gazali’nin yapmasını teklif eder. Diğer tarafta henüz yeni kurduğu Müslüman Kadınlar Birliğin’in Müslüman Kardeşler Cemaatine katılması olan bu teklifi birliğin genel kurulu onaylamaz. Fakat işbirliği ve dayanışma içinde olabileceklerini belirtirler. Daha sonra kardeşlerinde Kadınlar Birliği kurulur.

1948 yılında Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın kapatılması, mallarına el koyulması ve binlerce Müslümanın hapislere doldurulmasından sonra Zeyneb Gazali, Hasan el-Benna’nın her konuda haklı olduğunu, Müslümanların yeniden şerefli makamlarına geçme ve sahip olmaları gereken gerçek yapılarını kazanmaları için kendisine biat edilmeye layık bir önder olduğuna kesinkes karar verir ve ilk fırsatta Hasan el-Benna’ya şu sözleriyle biat eder: “ İslam’ın zaferi için çalışmak üzere size biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun bu yolda sarf edeceğimiz en ucuz şey kanım olacaktır.”    

Bundan sonra çalışmalarına hızla devam eden Zeyneb Gazali, evinde gençlerle ilgilenmeye başlar. Yaptıkları toplantılarda gençlerle okuma ve öğrenme çalışmalarına cezaevinden Seyyid Kutup’un gönderdiği sayfalar ve tavsiyeleri de ekleyerek devam eden Gazali, İslam’ın din ve devlet olduğuna iman eden ve Allah’ın sözünü geçerli kılmanın gerekliliğine inanan gelecek nesillerin yetiştirmeyi hedefler.

1965 yılının 20 Ağustos Cuma sabahı, Abdülnasır’ın adamları Gazali’nin evini basarlar. Sıranın kendisine geldiğini anlayan Zeyneb Gazali, tutuklanma süresinde yaşayacaklarından dolayı şu duayı yapar.

“ Euzubillâhimineşşeytanirracim” Allah’ım, bana güven ve dayanma gücü ver, mensuplarınla birlikte bana da sabır ver. Kalbime zikrinle emniyet ver. Razı olacağın şeye razı olma gücü ver.

Kitabın bundan sonraki satırları Zeyneb Gazali’nin zindana ayak bastıklarından sonra ki yaşadıklarını anlattığı tüyler ürperten işkence sahnelerinin yer aldığı satırlardır. Gazali hücresine götürülürken Müslüman Kardeşler’e yapılan işkenceleri görünce, vücutlarından kanlar fışkıran, Allah’tan başkasına eğilmemiş, yüzlerinde tevhid nuru okunan bu gençlere         “ Kardeşlerim! Sabredin, bu bir biattır. Ey Yasir ailesi! Sabır edin. Size cennet vaat ediliyor.” Diye haykırır. Ve şu duayı yapar. “Allah’ım sabır ve dayanma gücü ver. Bizi facirlerden koru…’’

Bundan sora artık insan aklının almayacağı türde, her türlü işkenceyi Zeyneb Gazali’nin üzerinde denemeye başlarlar. Defalarca aç bırakılmış köpekler üzerine salınır, falakaya yatırılır, Allah yolunda sayısız kırbaç yer, soğuk günlerde buz gibi sulara batırılıp saatlerce, günlerce bekletilir. Erkeklerden birçoğunun sabır edemediği şartlara büyük bir azim ve cehtle katlanır. Gazali kitabın devam eden satılarında, köpeklerin üzerine  salındığı bir geceyi şöyle anlatır. “ Hücrenin kapısı kilitlendi ve eziyet vermek için yüksek voltajlı lambalar yakıldı. Hücrenin köpeklerle dolu olduğunu gördüm. Sayısını hatırlayamadığım bir sürü köpek. Korkumdan gözlerimi yumdum, ellerimi göğsüme bastırdım. Köpekler beni görür görmez üzerime üşüştüler. Her tarafımdan asılmaya, bedenimi kemirmeye başladılar. Köpekler bedenimin her tarafını aralıksız tırmalıyor, dişliyor üzerime yükleniyorlardı. Azı dişlerini kafamın derisinde, kolumda, bacaklarımda hissediyordum. Bu korkunç ortamda Rabbimin güzel isimlerini bir bir okuyarak O’na seslenmeye ve yakarmaya başladım: “Allah’ım kendinle meşgul et ki başkalarıyla uğraşmayayım. Ey tek olan, Ehad ve Samed olan Rabbim, sen beni meşgul et ki yalnız seninle olayım. Beni bu korkunç ortamdan kurtar. Senden başkasıyla meşgul olmaktan kurtar beni. Kendinle meşgul et. Vereceğin huzur ve güvenle kuşat. Senin yolunda, senin sevginle, senin hoşnutluğunla, senin muhabbetinle şehadeti bana nasibet. Ey Allah’ım mü’minlerle birlikte benim de ayaklarımı sabit tut. Bizlere güven ve sabır ver. Tüm bunları okurken köpekler sürekli vücudumu dağlıyor, ısırıyor, kemiriyorlardı. Saatler geçti. Kapı açıldı, hücreden çıkarıldım. Öyle sanıyordum ki üstümdeki beyaz elbiselerim tümden kana batmıştı. Köpeklerin vücudumu ve elbiselerimi delik deşik ettiğini düşünüyordum. Bir de ne göreyim, elbiselerime kimse dokunmamış, bedenime de bir tek diş batmamıştı. Şaştım kaldım. “Allah’ım her şeyden münezzehsin. Benimle birliktesin. Senin keremine layık mıyım ki? Rabbim, hamd yalnız sanadır.” Dedim.

Yapılan her işkence sonunda Gazali’nin eline bir kâğıt kalem tutuşturulur. Ve “ Suudi Arabistan’da Suriye’de, Lübnan’da, Ürdün’de ve diğer yerlerdeki bütün tanıdıklarını, kardeşler hakkında bütün bildiklerini, onlarla ilişkilerini ve çalışmalarını ayrıntılı olarak yazması istenir. Zeyneb Gazali de her seferinde onlara şu satırları yazar:

“Dünyanın birçok bölgesinde beni İslam daveti yoluyla tanıyanlar arkadaşlarım ve dostumdurlar. Yeryüzündeki tüm çabamız, sadece Allah içindir. Allah kendisine yönelmek isteyenleri ve yolunu seçenleri bize iletir. Resullulah ve Ashabının, Salihlerin yoluna sevk eder.

Bizim amacımız Allah’ın dinini yaymaktır. Allah adına sizi cahiliyetten vazgeçmeye, İslâm’ınızı yenilmeye, şehadet getirmeye, her şeyinizle Allah’a teslim olup ona yönelmeye, kalplerinizi kaplayan karanlık ve kilitleri kırarak Allah’a tövbe etmeye çağırıyoruz.

Umulur ki; Allah sizi cahiliyetin kıskacından İslam’ın aydınlığına çıkarır. Devlet başkanınıza da bunları iletin. Belki tövbe ve pişmanlık ederek İslam’a döner, üzerine çöken cahiliyetin ağırlığından kurtulur. Kabul etmezse, yüz çevirirse kendinizin ve seçtiğiniz yolun sorumluluğu size aittir. “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’ in Allah’ın elçisi olduğuna şehadet ederim.” Allah’ım dinine çağırdığına şahitsin. Tövbe ederlerse tövbelerini kabul et, bizim de tövbelerimizi kabul et. Duymazlıktan gelirlerse Sen Aziz ve Hakim’sin. Gösterdiğin yolda adımlarımıza sebat ver, Sen’den bir ihsan ve lütuf olarak da şehit olmayı bizlere nasip et.”

Yapılan işkencelerle birlikte zaman zaman Zeyneb Gazali’ye değişik teklifler sunulur. Anlaşmaya yanaşır ve Müslüman Kardeşlerle olan bağları anlatırsa, kendisinin Abdulnasır hükümetince bakan yapılacağı, kapatılan Müslüman Kadınlar Birliği’ni yeniden açacaklarını, birlik bünyesinde çıkardıkları derginin serbest bırakılarak, çıkarılmasında maddi yardım olarak her ay iki bin Cüneyh vereceklerini vaat ederler. Bütün bunlara Gazali şu hikmetli cevabı verir:

“Benim bakan olmak gibi bir isteğim yok, hiçbir zamanda böyle bir şey düşünmedim. Kadınlar Birliği ve dergiye gelince, onların durumunu Allah’a havale ettim. Müslümanların ille de bir derneğin veya derginin bayrağı altında çalışması zaruri değildir. Onlar her zaman “La ilahe illallah” bayrağı altında çalışırlar.

Uzun süre işkence günlerinden sonra nihayet mahkeme ve sonucu okuyucuya sunulur.

Müthiş bir insan gücünün ve kararlılığının sergilediği tutuklama süresinden sonra Gazali Müslüman Kardeşlerle Mahkeme avlusunda karşılaşmalarını söyle anlatır:

“Mahkeme sonuçlandı. Kur’an ve sünnete bağlı İslam ümmeti yolunda, sözlerini tekrar ediyordum. Mahkeme avlusuna çıkıncaya kadar tekrar ettim. Avluda erkek mahkûmlarla karşılaştık. Bizi görünce seslendiler. “Zeyneb bacı ne hüküm verdiler? Kur’an ve sünnete bağlı İslam ümmeti yolunda, Allah yolunda yirmi beş yıl ağır işlerde çalıştırılmak üzere hapis”

Ben de Abdülfettah İsmail, Yusuf Havvaş, Seyyid Kutub ve diğer kardeşlerimin hükümlerini sordum.

“Allah yolunda şehitlik, şehitlik” dediler. İdam olduğunu anladım.

“Kur’an ve sünnete bağlı İslam ümmeti yolunda Allah’ım kabul et dedim.

Zeyneb Gazali’nin vefatıyla tekrar okuma fırsatı bulduğumuz “Zindan Hatıraları” adlı kitabı Müslümanlara örnek bir vesika olarak nesilden nesile aktarılacaktır. Bu örnek şahsiyeti rahmetle anıyor, peygamberler, şehitler, sıddıklar ve salihlerle Firdevs cennetlerinde ağırlanmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz.

 “Mü’minler içinde öyle kimseler vardır ki Allah’a verdikleri sözde durdular, onlardan kimi verdiği sözü yerine getirerek çarpışıp şehit düştü, kime de sırasını bekliyor. Onlar hiçbir şekilde verdikleri sözden caymazlar.” (Ahzab 23)


Laikçi Ezberi Bozacak Hatıra

Tarih: 16:32, 2/1/2008

Mehmet Barlas, dünkü yazısında, 1991 yılında yaşadığı bir olayı anlattı. Cidde’ye giderken yanında oturan bir bürokratın yolculuk boyunca laiklik ve Atatürkçülüğün önemini anlattığını yazan Barlas, aynı kişiyi Kâbe’de dua ederken görünce şaşırmış ve ‘n’oluyor dercesine durumu sormuş. Eşini trafik kazasında kaybettiğini anlatan bürokrat ‘‘Kalktım, Anıtkabir’e gittim. Çaresizliğimi Atatürk’e anlatmayı denedim. Ama cevap alamadım. Kalktım buraya geldim. Allah’a sığınıp dua ettim, şimdiden ruh sağlığımın yerine geldiğini hissediyorum’’ cevabını vermiş. Anladınız değil mi, niçin ‘Laikçilerin ezberini bozacak hatıra’ dediğimizi! 

Laikçi Ezberi Bozacak Hatıra

‘‘Anıtkabir’e gittim cevap alamadım, Kâbe’ye gelip dua ettim, ruh sağlığım düzeldi’’

1991’de 1. Körfez Savaşı’nın hemen öncesinde, Suudi Arabistan’ın Taif kentine gidiyordum. Saddam’ın işgali altındaki Kuveyt’ten kaçan Emir Sabah’la, sürgünde yaşadığı Taif’te röportaj yapacaktım.

İstanbul’dan Cidde’ye giden Suudi uçağındaki koltuk komşularım, 40’lı yaşlarda bir Türk bürokratı ve 13-14 yaşlarındaki oğluydu.  Koltuk Komşum Cidde’ye kadar bana Atatürk’ün büyüklüğünü, laikliğin önemini ve Şeriatçı Suudi rejiminin çarpıklıklarını anlattı.

Cidde’de ayrıldık. Ben Taif’te röportajı yaptıktan sonra Mekke’ye geçip Kabe’yi ziyaret ettim. Bir baktım ki, uçaktaki koltuk komşum ve oğlu ihramlar içinde binlerce Müslüman’la birlikte Kâbe’yi tavaf ediyorlar. Daha sonra namazlarını kıldılar. Kâbe’den ayrılırlarken yanlarına gittim.

-          Uçakta bana anlattıklarınızla şu andaki görünümünüz pek birbirine uymuyor, dedim bürokrata… O da kendi hikâyesini anlattı.

Yandaki çocuğun annesi olan ve çok sevdiği eşini kısa süre önce bir Trafik kazasında yitirmiş. Bunalıma girmiş, ne yapacağını bilemez bir pişmanlık içine düşmüş.

-          Kalktım Anıtkabir’e gittim. Çaresizliğimi ve acımı Atatürk’e anlatmayı denedim. Ama bir cevap alamadım. Kalktım buraya geldim Allah’a sığınıp dua ettim, namaz kıldım… Bunu bir haftadır yapıyorum ve şimdiden ruh sağlığımın yerine geldiğini hissediyorum

Bunları anlattı…

(…) Sizler de bakın çevrenize.

Su katılmamış Kemalist ve laikçi insanların bir yandan ‘’Şeriat geliyor. Türkiye elden gitti.’’ diye çığlıklar atarken falcılara gittiklerini, kurşun döktürdüklerini falan görürsünüz.

Doktrinleşmiş ideolojilerin tartışılmaz karanlıklar içinde belirledikleri ‘’nihai doğrular’’ın ne kadar kısa tarih süreçlerinde yanlış çıktıklarını görmedik mi?

İşin kötüsü bunların dinlerin tartışılmazlarını tartışmaya açarlarken, dünyevi tartışılırların tartışılmasını yasakladılar. Otoriter, totaliter, bürokratik ve oligarşik rejimlerini kalıcı kılmak için, dünyadaki değişimin algılanmasını bile suç ilan ettiler. Dünyevi gerçekleri ideolojik bir metafizik içine alıp, bunları özgür düşüncenin tartışma alanının dışına taşıdılar.

Ama toplumların karmaşık yapısı ve kaçınılmaz olan değişim, ne yasak dinler, ne de doktrinler dayanabilir buna.

‘‘Kuşku’’yu sözlüklerinden çıkartmış olan kıskandığım insanlar, o yakın geçmişin kalıntıları, Tartışılmaz, kesin ve nihai doğruları var onların. Endişeliler… ‘‘Bu gidiş iyi gidiş değil’’ diyorlar sürekli. Batılı olduklarını söylüyorlar ama Batı’nın özgür düşünce ortamına da kuşkuyla bakıyorlar.

MEHMET BARLAS / POSTA


Istanbul'un Tezatlari

Tarih: 10:27, 13/9/2007

istanbul'umuzun 

*****

Olimpiyati yok.

Olimpiyat Stadi var.

*****
3 kilometreyi 3 saatte gidersin

Formula pisti var.

*****
Baraja ev yapiyorlar.

Cesmelerden deniz suyu akiyor.

 

*****
Misir Carsisi'ndaMisir bulamazsin.

 

*****
Manifaturacilar Carsisi'nda

Plak satiliyor.

*****
Sahaflarda,
Hali var.

<******> *****
Kapalicarsi,

Turistlerin carsiya ciktigi gun, kapali.

*****
Akmerkez,

mavi.

*****
Sehirlerarasi yolcu otobuslerinin yuzde 99.9'u

Anadolu'ya gider

Otogari Avrupa'da.

******
Bakirkoy,Hem bakir, hem koy

*****
Altinsehir,Hem altin hem sehir, gecekondu!

*****
Atasehir?

Kadikoy'e bagli.

*****
Ahirkapi'yaGemi baglaniyor!

*****
Bayrampasa'nin,Adi bayram, kendi cezaevi.

<******> *****
Yedikule zindanlarindaKonser veriliyor.

*****
Sultanahmet Cezaevi desen,
5 yildizli otel

*****
Topkapi Sarayi.

Ciragan Sarayi.

Dolmabahce Sarayi.

Garibanin uc kurusakarnini doyurdugu yerlerin adi da,"simit sarayi"

*****
Belediye baskani, muhallebici.

*****
Bostanci'da

Bostan yok.

*****
Tahtakale'de
Kale yok.

*****
Tarlabasi'nda

Tarla yok.

*****
Etrafta ev mev yokken
Bakkal dukkáni acan adama saskin demisler

Saskinbakkal'da ev almak

<******> New York'tan pahali!

*****
Besiktas'tan Uskudar'a gec,2 kilometre
Parayla.

*****
Besiktas'tan Florya'ya git,22 kilometre
Bedava

*****
"Ortasindan bogaz gecen,Hem Asya'ya hem Avrupa'ya,
iki kitaya basan dunyadaki tek sehir" derler

Peki Canakkale ne?

*****
"Zeynep Kámil Hanimefendi'ninhatirasi onunde saygiyla egiliyoruz"falan da derler
Halbuki, Zeynep hanimefendi,Kamil kocasi.

*****
Tarihi hipodromda

Ramazan senligi yapiyorlar

*****
Turkiye'nin en buyuk kumarinin oynandigi

Veliefendi, seyhulislam!

*****
Soyun burali mi
Baska yerden mi
Kiz sen Istanbul'un
Neresindensin?

Polonezkoy Muhtari Daniel Ohotski,5'inci gobek, dogma buyume Istanbullu

*****
Istanbul Belediye Baskani,

<******> Artvinli.

*****
Sisli Belediye BaskaniErzincanli,

*****
Eminonu Belediye Baskani,Malatyali,

*****
Pendik Belediye Baskani,Sakaryali,

*****
Umraniye Belediye Baskani,Balikesirli,

*****
Uskudar Belediye Baskani,Trabzonlu,
*****
Kadikoy Belediye Baskani,Muslu,

*****
Gaziosmanpasa Belediye Baskani,Kastamonulu

*****
Gazi Osman Pasa da,Tokatli'ydi zaten.

*****
En unlu Restorani,Konyali!

*****
 
Malum,Galata Koprusu'nun
Adi Galata

Kendi Balat'tadir 

 

Yilmaz Ozdil'den alintidir.





--
GÜNAYDIN :DOSTUNUN DOSTLUĞUNUN KIYMETİNİ BİLENLERE.
GÜNAYDIN :SEVİP SEVİLENLERE KADİR KIYMET BİLENLERE
GÜNAYDIN :OKUYUP AYDINLANANLARA AYDINLANIP AYDINLATANLARA.
GÜNAYDIN :PAZERTESİ SENDROMUNU YENENLERE İŞİNİN HAKKINI VERENLERE
GÜNAYDIN :DOĞAYA YEŞİLE AĞACA TAŞA KUŞA <******>
GÜNAYDIN :MAŞAYA SEN DUR DEYİPTE ELİNİ ATEŞE SOKANLARA
GÜNAYDIN :PİRE İÇİN YORGANI YAKANLARA
GÜNAYDIN :KÖPRÜDE DE OLSA KARŞIDA DA OLSA AYI YA AYI, DAYI YA DAYI DİYENLERE
GÜNAYDIN :ÖMRÜNDE BİR AĞAÇ DİKENLERE BİR AĞACA BİR BARDAK  SU DÖKENLERE
GÜNAYDIN :KAĞITLARINI DEVAMLI KAĞIT ATIK KUTUSUNA ATANLARA
GÜNAYDIN :BAŞ KESMEYİP YAŞTA KESMİYENLERE.
GÜNAYDIN :ÖĞRENENLERE BİLENLERE BİLDİKLERİNİ DİYENLERE
GÜNAYDIN :PAYLAŞ MANIN TADINI BİLENLERE PAYLA ŞIP   SEVİNENLERE
GÜNAYDIN :ACI SÖYLEYENLERE DİYENLERE
GÜNAYDIN :GÜLMEYİP GÜLDÜRENLERE GÜLDÜRÜP SEVİNDİRENLERE
UMARIM MUTLUSUNUZDUR.
UMARIM HERKEZ MUTLUDUR.
DİLERİM MUTLU OLMAYANLARDA EN KISA ZAMANDA MUTLU OLURLAR.


İstiklal Marşı (Eskimeyen Yazı ile)

Tarih: 10:58, 8/8/2007



{ } { Sonraki Sayfa }